Boşanma Davası Süreci ve Boşanma Avukatı

Paylaş:

Evlenmek ve boşanmak da bireylerin sahip olduğu ve kanunla düzenleme altına alınan yasal haklardan ve özgürlüklerden birisidir. Bu hak ve sınırlandırmaları Medeni Kanun’un Aile Hukuku bölümünde düzenlenmiştir. Türk Medeni Kanunu’nun Aile Hukuku kitabında, evlilik ve evlilik birliğini sona erdiren durumlar yasa koyucu tarafından ayrıntılı bir şekilde kaleme alınmıştır.

Evlilik birliğini sona erdiren boşanma ile ilgili hükümler Kanun’un 161 ve 184. maddeleri arasında yer almaktadır. Türk Medeni Hukuku’na göre boşanma sadece dava yolu ve mahkeme kararı ile olabilmektedir. Boşanma davalarında Aile Mahkemesi adil ve eşit yargılanma ilkesi doğrultusunda her iki tarafın da iddia ve savunmalarını, anlaşabildikleri ve anlaşamadıkları hususları, tanık beyanlarını ve diğer delilleri değerlendirerek bir sonuca varır. Bu sebeple yargılama sürecindeki tüm dilekçeler, dosyaya ibraz edilen tüm deliller ve hukuki sebepler büyük önem arz etmektedir. Dolayısıyla boşanma davalarında da tarafların avukat ile temsil edilmesi büyük hak kayıplarının ve yanlışlıkların önüne geçilmesinde çok etkilidir.

Boşanma sebepleri nelerdir?

Türk Medeni Kanununda boşanma sebepleri sınırlı sayıdaki maddeler halinde düzenlenmiştir. Yasadaki bu hükümlerin dışında başka bir sebep gösterilerek, boşanma durumu gerçekleşemez.

Boşanma davaları halk arasında bilindiği şekliyle; duruma göre anlaşmalı boşanma veya çekişmeli boşanma davası olarak ilerler ve sonuçlanır. Bunlardan anlaşmalı boşanma davası, her iki tarafın da boşanmanın maddi ve manevi sonuçları ile varsa çocukların velayeti gibi tüm hususlar hakkında anlaşarak evlilik birliğini bir protokol (anlaşma) ile Mahkeme huzurunda sona erdirmesi durumudur.

Çekişmeli boşanma davası ise, taraflar arasında boşanmada hangi tarafın kusurlu veya daha çok kusurlu olduğunun tespit edilmesi doğrultusunda, maddi ve manevi tazminat talepleri, nafaka talepleri ile velayet ve malların paylaşımında anlaşmazlıkların yaşandığı bir boşanma davası türüdür.

Çekişmeli boşanma davası; genel boşanma sebepleri veya özel boşanma sebepleri olmak üzere iki farklı kategoride açılır. Bunlardan genel boşanma sebepleri; evlilik birliğinin ortak hayatı kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılması, şiddetli geçimsizlik, akıl ve ruhi uyuşmazlık nedeniyle evlilik birliğinin çekilmez bir hal alması, hakaret, şiddet, güven sarsıcı hareketler, evlilik sorumluluklarını yerine getirmeme gibi davranışlar olarak örneklendirilebilir. Genel boşanma sebebi olarak adlandırılan bu hukuki kurum “Evlilik birliğinin sarsılması” başlığı ile Medeni Kanun’un 166. maddesinde düzenlenmiştir.

Özel boşanma sebepleri ise; kanunda sınırlı sayıda sayılmış olan özel boşanma gerekçelerinden oluşmaktadır. Bu bağlamda özel boşanma sebepleri;

  • Zina nedeniyle boşanma davası (TMK m. 161) ,
  • Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış nedeniyle boşanma davası (TMK m. 162),
  • Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme sebepleriyle boşanma davası (TMK m. 163),
  • Terk sebebiyle boşanma davası (TMK m. 164),
  • Akıl hastalığı sebebiyle boşanma davası (TMK m. 165) şeklindedir.

Belirtmek gerekir ki, boşanma davalarında gerek özel olarak sayılan bir boşanma sebebi gerekçe gösterilsin gerekse genel bir boşanma sebebi gerekçe gösterilsin; bunları iddia eden taraf bu olayları ve karşı tarafın kusuru ile kendi kusursuzluğunu Mahkeme huzurunda yasal deliller ile ispatlamak zorundadır.

Boşanma davası açacak olan eş; davasını yasada belirtilen boşanma nedenlerinden en az birine dayandırmalıdır. Boşanma davasını açan kişi, davasını hangi boşanma sebebine dayandırdığını ve boşanmaya götüren tüm olayları açık ve net bir şekilde belirtmelidir. Eğer boşanma davasında gösterilen nedenler ve olaylar ispat edilirse hakim boşanmaya karar verir. Fakat eşler arasında ortak hayatın yeniden kurulma olasılığı bulunduğu takdirde, Hakim boşanma yerine ayrılığa karar verebilir.

Burada önem arz eden bir diğer hukuki husus ise Aile Mahkemelerinin kendiliğinden araştırma yetkisinin olduğudur. Bu bağlamda, Aile Mahkemesi Hakimi boşanma sebeplerini ve olaylarını davanın taraflarının sunmuş olduğu deliller ile sınırlandırmaksızın araştırır, gerekli olabilecek tüm delilleri toplar, yargılamasını bu şekilde yapar ve kararını verir.

Boşanma için nereye, hangi mahkemeye başvurulur?

Türk Medeni Kanunu madde 168’e göre; boşanma veya ayrılık davası eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yerdeki Aile Mahkemesinde açılır. Eğer orada Aile Mahkemesi yoksa Aile Mahkemesi sıfatı ile davaya bakmakla görevli olan Asliye Hukuk Mahkemelerinde boşanma davası açılır.

Boşanma davası nasıl açılır?

Boşanmak isteyen eş, yukarıda da belirttiğimiz üzere davasını, Türk Medeni Kanunu’nda belirtilen boşanma sebeplerinden en az birine dayalı olarak hazırlayacağı boşanma dava dilekçesi ile kendinin veya eşinin yerleşim yeri ya da davadan önce son altı aydan beri birlikte yaşadıkları yer Aile Mahkemesinde açmalıdır. Boşanma davası için hazırlanan dilekçe ve ekleri ile gerekli diğer belgeler adliye tevzi bürosuna verilir. Tevzi bürosunun davanın türüne göre hesapladığı harç ve masraflar, davayı açan kişi tarafından mahkemeler veznesine ve maliye veznesine ödenir. Harç yatırıldığı anda dava açılmış olur.

Boşanmak için Avukata başvurmalı mıyım?

Boşanma davaları hem davacı eş hem de davalı eş için birçok sorumluluk getirmektedir. Öncelikle belirtmek gerekir ki; boşanma davalarında da diğer tüm davalarda olduğu gibi usul hukukunun belirlediği sürelere uymak gerekmektedir. Yoksa hem davacı hem de davalı kendi haklılığını ve karşı tarafın kusurunu ispatlamakta zorlanabilir, süreç çok uzayabilir ve neticeten davayı kaybedebilir. Ayrıca davayı kaybeden taraf birtakım tazminat, harç ve karşı vekalet ücreti ödemek gibi zor durumlarla karşı karşıya kalabilir. Bu bakımdan boşanma davası açmak isteyen veya hakkında boşanma davası açılan kişinin bir avukattan hukuki destek alması kendisine bu zorlu ve tatsız süreçte büyük oranda fayda sağlayacaktır.

Boşanma durumu nasıl ve ne zaman gerçekleşir?

Türk Medeni Kanununa göre; boşanma sadece mahkeme kararı ile olabilmektedir. Aile mahkemesinin veya üst mahkeme olan Yargıtay ve/veya Bölge Adliye Mahkemelerinin vereceği kararın taraflara tebliğ edilerek kesinleşmesiyle birlikte karar, nüfus müdürlüğüne sistem üzerinden gönderilir ve nüfus kayıtları düzeltildiğinde boşanma resmi olarak gerçekleşmiş olur.

Boşanma davası açmak için ne yapılmalı?

Boşanmak isteyen kişi, kendisi bizzat boşanma davası açabileceği gibi; bir avukat aracılığıyla vekalet vererek de boşanma davasını açabilir. Eğer dava anlaşmalı bir boşanma davası ise,  tarafların duruşmaya bizzat katılması ve boşanma protokolündeki maddeleri ve boşanmak istediklerini Mahkeme huzurunda da bizzat teyit etmeleri yasal zorunluluktur. Anlaşmalı boşanma davalarında avukatın önemi ise eşlerce imzalanması gereken boşanma protokolünde kendini göstermektedir. Çünkü Mahkemeye sunulan protokol eğer doğru değilse, Hakimin bu protokolü kabul etmeme veya değişiklikler yapma durumu söz konusu olabilecektir.

Çekişmeli boşanma davalarında ise eğer avukat yardımı alınıyorsa, tarafların duruşmalara bizzat katılma zorunluluğu yoktur; tüm süreç avukatları aracılığıyla yürütülür. Bu sayede hukuki işlemlerin ve boşanma sürecinin işin uzmanı bir avukat tarafından yürütülüyor olmasının ilgili tarafa büyük katkısı olacaktır.

Boşanma davası ne kadar sürer?

Bu soruya net ve kesin bir cevap vermek mümkün değildir. Çünkü her davada ileri sürülen hususlar, boşanmaya götüren olaylar, talep edilen tazminat miktarları ve nafakalar, çocuklar, dava tarafı olan eşlerin tutumu, ekonomik ve sosyal durumu, dosyaya sunulan veya celbi istenen deliller, avukatın işindeki yetkinliği, mahkemenin iş yükü, varsa istinaf ve temyiz başvuruları gibi tüm faktörler süreci zaman olarak etkileyen unsurlardır. Çekişmeli bir boşanma davası 6 ay içinde de sonuçlanabileceği gibi 2 yıl ve hatta çok daha uzun yıllar içinde de sonuçlanabilir.

Yargılamayı uzatan sebeplerden bir tanesi de hukuki bilgisi ve deneyimi yeterli olmayan kişilerin davayı takip etmesinden kaynaklanmaktadır. Mahkemelerde hem uyulması gereken süreler hem de dosyaya sunulması gerekli dilekçeler, belgeler ve deliller bakımından büyük özen gösterilmelidir. Bu gibi konularda hata yapılması dolayısıyla çok fazla zaman kaybı olabilmekte, kişiler aslında haklı ve kusursuz ya da az kusurlu olmalarına rağmen açtıkları davayı kaybetmektedirler. Bu durum da boşanma sürecini fazlasıyla uzatmakta ve akabinde kişiler boşanamama durumu ile karşılaşabilmektedirler.

Bu gibi olayların önüne geçilebilmesi ve sürecin mümkün olan en kısa zamanda sona ermesi için boşanma davasının taraflarının her ikisinin de davayı boşanma hukuku konusunda yetkin bir avukat ile yürütüyor olması önemlidir. Zira boşanma avukatları, gerek Yargıtay uygulamalarını takip eden gerekse de mahkemenin boşanma kararı tesisi için neler talep edebileceği konusunda bilgili ve deneyimli uzmanlardır. Bu sebeple sürecin profesyonel bir şekilde yönetilmesi ve takip edilmesi yargılamanın gereksiz uzamasının önüne geçecektir.

Boşanma davası açıldıktan sonra süreç nasıl işler?

Boşanma davasının açılması için öncelikle Aile Mahkemesi Tevzi Bürosuna boşanma dilekçesi ve ilgili diğer belgelerin verilmesi, harç ve yargılama giderlerinin ödenmesi gerektiğini belirtmiştik. Dosyanın ilgili mahkemeye tevzi edilmesinin ardından mahkeme tarafından dilekçe ve dava şartlarının varlığı kontrol edilerek tensip zaptı hazırlanır, hazırlanan tensip zaptı davacıya ve boşanma dava dilekçesi ile birlikte davalıya tebliğ edilir. Burada tebligat parçasının mahkemeye dönmesi veya karşı tarafa tebligat yapılamaması gibi durumlarla da karşılaşılmakta ve süreç uzayabilmektedir.

Tensip zaptında birçok önemli hukuki ihtar yer alır. Bunlardan en önemlisi davalının davaya karşı cevap ve kendi delillerini 2 hafta içinde bildirmek zorunda olmasıdır. Ardından, mahkemeye davalı tarafından verilen cevap dilekçesi davacıya tebliğ edilir ve davacı yine 2 hafta içinde o cevaplara karşı kendi cevaba cevap dilekçesini hazırlar ve sunar. Bu dilekçe de mahkeme tarafından yine davalıya tebliğ edilir ve 2 haftalık süre içinde davalı tarafından 2. cevap dilekçesi sunulur.

Bu şekilde ilerleyen dilekçeler aşamasından sonra ya da bu sürelerin sonunda, mahkeme tarafından bir ön inceleme duruşması yapılır. Bu duruşmada uyuşmazlık konusunun ne olduğu, tarafların talep ve iddiaları, anlaşma olup olmadığı gibi hususlar taraflara sorulur ve zapta geçirilir. Bundan sonra ise davanın esasına geçilir ve deliller toplanmaya başlanır.

Boşanma davalarında da mutlaka uyulması gereken süreler ve yasal kurallar bulunmaktadır. Bu konuda bilgisi yeterli olmayan kişiler için bu süreç çok zorlu geçebilmektedir. Özellikle de delillerin toplanması, sürelerin takip edilmesi, karşı tarafın dilekçelerine hukuki olarak gerekçeleriyle cevap ve savunma yazılması gibi hususlarda sorun yaşamamak ve mümkün olan en doğru şekilde yönlendirilebilmek için davanın, halk arasında boşanma avukatı diye tabir edilen Aile Hukuku’nda uzman bir avukat ile takip edilmesi önerilir.

Boşanma şartları nelerdir?

Boşanma davalarının pek çok şartı bulunmakta ve bu şartlar da davanın anlaşmalı mı yoksa çekişmeli mi olduğuna göre değişmektedir. Çekişmeli boşanma davalarında Hakimin boşanma kararı vermesi için; davanın usulüne uygun olarak açılmış olması, yasada belirtilen boşanma sebeplerinden en az birinin mevcut olması, boşanma sebebinin açık, net ve anlaşılır bir şekilde belirtilmiş olması, bunların hukuki delillerle ispat edilmesi ve davanın usulüne uygun şekilde takip edilmesi gereklidir. Hakimler boşanma davalarında boşanma sebebi olarak sunulan olayların var olduğuna kesin olarak kanaat getirmedikçe boşanma kararı vermemektedir.

Boşanma davası açmak için hangi evraklar gerekir?

Boşanma davası açmak için gerekli evraklar söz konusu olan çiftlerin anlaşmalı ya da çekişmeli boşanmak istemelerine göre değişiklik göstermektedir. Dolayısıyla anlaşmalı boşanmalarda çiftlerden talep edilen belgeler ile çekişmeli boşanma için talep edilen belgeler aynı değildir.

Anlaşmalı boşanma davası için gerekli evraklar;

  • Anlaşmalı boşanma dava dilekçesi,
  • Anlaşmalı boşanma protokolü,
  • Anlaşmalı boşanma davasının harç ve yargılama giderlerinin ödendiğine dair makbuzlar,
  • Aile nüfus kayıt örneği (Bu belge Mahkeme tarafından sistem üzerinden dosyaya alınmaktadır.)

Çekişmeli boşanma davası  için gerekli belgeler; bu davada dosya eğer bir avukat tarafından takip edilecekse öncelikle fotoğraflı olacak şekilde boşanmaya özel noterden çıkartılacak bir vekaletname gereklidir.

Sonrasında dava açmak isteyen taraf eğer elinde mevcutsa ve davadaki talep ve iddialara göre değişebilecek ve aşağıdakilerle sınırlı olmayan çeşitli delil ve belgeleri Mahkemeye süresinde ve usulünce sunmalıdır. Örneğin;

  • Tanıkların listesi,
  • Varsa darp raporu, hastane kayıtları,
  • Telefon operatörlerinden arama dökümleri,
  • Fotoğraflar, kamera görüntüleri,
  • Tazminat ve nafaka isteniyorsa kredi kartı hesap özetleri, banka cüzdanları, tapular vs
  • Telefon mesajları, mektuplar, elektronik mektuplar
  • Karakol kayıtları,
  • Sosyal medya paylaşımları vs…

Anlaşmalı boşanma davası nasıl açılır?

Anlaşmalı boşanma davalarında taraflar istedikleri herhangi bir Aile Mahkemesinde dava açabilirler. Anlaşmalı boşanma davalarında eşler boşanmanın getirdiği tüm sonuçlar konusunda hemfikirdir. Bu bakımdan dava açılırken anlaşmalı boşanma dilekçesine boşanmanın maddi sonuçları ve çocukların velayet durumu konusunda hazırlanan ve her iki tarafın da imzaladığı protokolün eklenmesi gerekir. Boşanma protokolünde tazminat, çocukların velayeti, çocukların görüleceği zaman dilimi, iştirak nafakası, yoksulluk nafakası ve varsa mal paylaşımı gibi konular mutlaka bulunmalıdır. Tarafların bu konularda anlaşamamış olması durumunda anlaşmalı boşanma davasından bahsetmek mümkün değildir.

Anlaşmalı boşanma davalarında avukata ihtiyaç var mıdır?

Anlaşmalı boşanma davalarında taraflar boşanma ile ilgili her hususta anlaşmış olmalıdır. Bu bakımdan anlaşmalı boşanma davası açmak için öncelikle eşlerin uzlaşmasını sağlamak gerekir. Tarafların her konuda uzlaşmasının ardından davayı açan eş, boşanma ile ilgili tüm sonuçlarda mutabık olduklarına dair protokol hazırlamalı, bu karşılıklı olarak imzalanmalı ve boşanma dilekçesine eklenmelidir. Anlaşmalı boşanma protokolünde varsa maddi ve manevi tazminat, çocukların velayeti, velayeti kendisinde olmayan kişinin çocuklarını ne zaman ve ne şekilde göreceği, iştirak nafakası, yoksulluk nafakası ve eşlerin mallarıyla ilgili paylaşım kuralları eksiksiz ve doğru şekilde yer almalıdır. Bu bakımdan tüm bu işlemlerin usulünce ve doğru olarak yapılabilmesi çok önemlidir. İki tarafın imzaladığı bu protokol boşanma ve bununla birlikte gelen tüm hak ve yükümlülükleri içermekte, tarafların gelecek yaşantısını fazlasıyla etkilemektedir. Bu sebeple de tarafların maddi, manevi tüm haklarının eksiksiz olarak korunabilmesi için Aile Hukukunda uzman bir hukukçuya (boşanma avukatına) başvurmak önem arz etmektedir.

Anlaşmalı boşanma şartları nelerdir?

Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinin 3. fıkrasında anlaşmalı boşanma olarak bilinen boşanmanın şartları belirlenmiştir. Bu şartlar;

a) Evliliğin en az bir yıl sürmüş olması

Evlilik eğer 1 yıldan daha az sürmüşse tarafların anlaşmalı olarak boşanmaları yasa gereği mümkün değildir. 1 yıldan az süren evliliklerin taraflarının boşanmak istemeleri halinde kanunda yazılı diğer boşanma sebeplerine dayanarak boşanma davası –evlilikten bir hafta sonra dahi- açılabilecektir.

b) Eşlerin mahkemeye birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi

Genellikle uygulamada bu şarttaki ikinci seçenek kullanılır ve eşlerden birinin açtığı dava ve dosyaya sunulan protokol diğer eş tarafından kabul edilir.

c) Hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi

Tarafların avukatı olsa bile, eşlerin anlaşmalı boşanma davasının duruşmasına bizzat katılmaları ve boşanma konusundaki iradelerini net olarak Mahkeme huzurunda açıklamaları gerekir.

Türk Medeni Kanunu gereğince, anlaşmalı boşanma davası duruşmalarında eşler boşanma iradesini ve eki boşanma protokolünü kabul ettiklerini bizzat beyan etmek zorundadırlar. Bu beyan avukat aracılığıyla yapılırsa eşler tek celsede boşanamaz, dolayısıyla da anlaşmalı boşanma gerçekleşemez.

d) Tarafların boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu ile ilgili olarak bir düzenleme üzerinde anlaşmaları ve Hakimin de bu düzenlemeyi uygun bulması

Boşanmanın mali sonuçları ifadesi tazminat ve nafaka gibi hususları anlatmak için kullanılır. Anlaşmalı boşanma için tarafların bu hususlarda kesin olarak anlaşmış olmaları gerekir. Ayrıca varsa çocukların velayeti konusunda da anlaşmaları ve de Hakimin tüm bu anlaşmaları uygun bulması gerekir. Bunlarla birlikte Hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde bulundurarak anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri de yapabilir ve bu değişikliklerin taraflarca kabulü halinde boşanma gerçekleşir.

Anlaşmalı boşanma ne kadar sürede sonuçlanır?

Duruşmada Hakim boşanma kararını verdikten sonra, yaklaşık 15 veya 30 gün içinde gerekçeli karar yazılır. Taraflara tebliğ edilir. Tebligat parçaları dosyaya döndükten sonra da boşanma gerçekleşir. Tüm bu süreçler Mahkemelerin iş yüküne göre farklılık arz etmektedir. Eğer Mahkemenin iş yükü az ise dava açıldıktan 1 ay sonra hatta 1 hafta sonra dahi boşanma kararı çıkabilir.

Anlaşmalı boşanma davası tek celsede biter mi?

Anlaşmalı boşanma davasının tek celsede bitmesi için tarafların kesinlikle doğru hazırlanmış bir protokol ile birlikte boşanma davası açması ve duruşmada bizzat hazır olmaları gerekir. Yukarıda da ayrıntıları ile anlattığımız üzere, eğer anlaşmalı boşanma davasının tüm yasal prosedürleri gerektiği gibi yerine getirilirse hakim tek celsede boşanmaya karar verir.

Çekişmeli boşanma davası nedir?

Çekişmeli boşanma davası, tarafların boşanmanın hukuki ve mali sonuçları hakkında, örneğin, tazminat, velayet, nafaka gibi hususların en az biri veya hepsi konusunda uyuşmazlık yaşadıkları boşanma davası türüdür. Çekişmeli boşanma davalarında taraflar boşanma ve sonuçlarında hiçbir fikir birliğine varamamakta, kimi zaman da taraflardan birisi boşanmak istememektedir.

Çekişmeli boşanma davası nasıl açılır?

Çekişmeli boşanma davaları da anlaşmalı boşanma davaları gibi Aile Mahkemesi’nde açılır. Boşanmak isteyen taraflardan birisi iki nüsha dava dilekçesi, varsa eklemek istediği belgeleri ve nüfus cüzdan fotokopisini ekleyerek boşanma davasını açabilir. Çekişmeli boşanma davasında yetkili mahkeme; davalı tarafın yerleşim yerindeki aile mahkemesi veya davacı tarafın yerleşim yerindeki aile mahkemesi ya da boşanmak isteyen eşlerin son 6 aydan beri ikamet ettikleri yerleşim yerindeki aile mahkemesi olabilir.

Çekişmeli boşanma davasında en önemli hususlardan biri eksiksiz, hatasız, açık ve net bir ifadeyle boşanma gerekçelerinin ayrıntılarını içeren, hukuki sebeplerin doğru anlatıldığı bir boşanma dava dilekçesi hazırlamaktır. Bu sebeple de çekişmeli boşanma davalarında boşanma hukukunda uzman bir avukat tarafından boşanma dilekçesinin usulüne uygun olarak hazırlanması hak kaybı yaşanmaması açısından etkilidir. Çünkü gerekli şekilde hazırlanmayan boşanma dilekçeleri yargılamayı uzatabilmekte ve de telafisi çok zor olan zararlar doğurmaktadır.

Boşanmada kadın hakları nelerdir?

Evlilik ve boşanma durumlarında Türk Medeni Kanunu önünde kadın ve erkek eşit hak ve yükümlülüklere sahiptir. Bu sebeple de boşanma davalarında kadın ve erkek eşit olarak yargılanmaktadır. Ancak toplumumuzun bazı kesimlerinde halen erkek egemen bir durum söz konusudur. Bu sebeple de Aile Mahkemeleri tarafından, çalışmayan ve hiçbir geliri olmayan ya da boşandıktan sonra yoksulluğa düşecek olan kadınlar için tedbir kararları verilmektedir. Bu tedbir kararları ile boşanma aşamasında olan ve çalışmayan kadınların ve çocuklarının mağduriyetleri önlenmeye çalışılır.

Örneğin davalı ya da davacı koca daha düşük tazminat ve nafaka ödemek için evlilik birliği içinde edinilmiş mallarını satıp devredebilmekte, banka hesaplarını boşaltabilmektedir. Böylelikle geliri ve ekonomik durumu hakkında Mahkemeyi yanıltmakta; bu durum da yıllarca evlilik birliğine duyduğu güvenle hiçbir yatırım yapmayan kadını çok büyük sıkıntılara sokmaktadır. Bu sebeple uzun yıllar sürebilecek yargılamalarda kadını veya erkeği güvence altına almak için mahkemelerden tedbir kararları alınmalıdır.

Maalesef ki toplumumuzda genellikle kadınlar evliliklerinde ve boşanma aşamasında maddi güçlük, fiziksel ve psikolojik şiddet, hakaret ve tehditle karşı karşıya kalmaktadırlar. Bu bağlamda işinde uzman avukatlar tarafından layıkıyla yürütülen boşanma davalarında en kısa sürede tedbir kararları alınarak gerek nafaka ve gerekse de uzaklaştırma kararları alınmaktadır. Fakat daha önce de belirttiğimiz gibi şiddet sadece erkek tarafından kadına uygulanan bir davranış değildir. Şiddetin her türlüsü; mağdur, kadın veya erkek olsun Mahkemelerce engellenebilmektedir.

Boşanma davalarında tarafların müşterek ve yaşı küçük olan çocuklarının, annenin bakımına, sevgi ve şefkatine ihtiyacı olmasından bahisle, genel uygulama, anneye verilmesidir. Fakat elbetteki bu, kesin bir kural değil; tam aksine her davada ve her somut olayda detayları ile araştırılıp karara varılacak, kamu düzenini ilgilendiren bir husustur. Örneğin çocukların annede kalmasının sakıncalı sayılabileceği özensizlik, kusurlu veya ihmalkar davranışları var ise bu gibi durumlarda çocukların yaşı çok küçük olsa da, velayet babaya verilir.

Boşanma davalarında çocukların velayet durumu değerlendirilirken yaşları, eğitim durumları, sağlık durumları, genel ihtiyaçları ve anne ve babanın bunları maddi-manevi karşılayabilme koşulları göz önünde bulundurulur. Bu koşullar değerlendirildiğinde 3 yaşındaki çocuğun yaşının küçük olmasına rağmen babaya verilebilmesi mümkün olabilmektedir. Bu bağlamda çocukların ihtiyaç ve durumlarının en sağlıklı şekilde değerlendirilip, menfaatlerinin en doğru şekilde analiz edilebilmesi için mahkemelerde görev yapan uzman psikolog ve sosyal hizmet uzmanlarından rapor alınmaktadır.

Kadınların veya erkeklerin boşanma davası sonunda maddi ve manevi tazminat alabilmesi için Mahkemece eşlerin boşanmaya sebep olan olaylardaki kusur durumlarına bakılır. Davada maddi ve manevi tazminat talebinde bulunan eşlerin lehine karar verilebilmesi için eşin diğer eşe göre tam kusurlu ya da daha çok kusurunun olması gerekir. Eğer talepte bulunan eş, diğerinden daha fazla kusurluysa ya da eşit kusurluysa maddi veya manevi tazminat alamaz. Bu bakımdan eşin yaşadığı mağduriyetin ve karşı tarafın kusurlarının mahkemeye gereğince sunulabilmesi ve iddiaların kanıtlanabilmesi için de bir boşanma avukatına başvurmak en doğrusudur.

Boşanma davalarında kadınların hak talep ettikleri hususlardan birisi de ziynet eşyalarıdır. Bu konudaki genel geçer kural Yargıtay kararları doğrultusunda, özellikle düğünde takılan takı ve ziynet eşyalarının kadına ait olduğu kuralıdır. Ziynet eşyalarının geri alınması konulu davalar boşanma davalarından ayrı bir harca tabidir ve alacak davası niteliğinde görülen aile hukuku davalarındandır.

Boşanma davalarında ortaya çıkan bir diğer önemli sorun ise, kadının veya erkeğin evlilik birliği içinde edinilmiş malları nasıl ve ne şekilde paylaşacağı sorunudur. (Bu konuya ilişkin olarak web sitemizde mevcut olan Yasal Mal Rejimi konulu yazımızın okunması faydalı olacaktır.)  Edinilmiş mallardan doğan dava da yine ziynet eşyalarının iadesi davasında olduğu gibi boşanma davalarından ayrı bir harca tabidir ve alacak davası niteliğinde görülen aile hukuku davalarındandır.

Burada özetle değinmek gerekirse, evlilik birliği içinde edinilen mallar, sözleşme ile başka bir mal rejimi seçilmemiş ise 2002 yılından geçerli olmak üzere, eşler arasında yarı yarıya paylaştırılacaktır. Fakat en çok rastlanılan ve önlem alınması gerekli olay, boşanma davası açma sürecindeki eşin, malları kaçırma, bir tanıdığının üzerine yapma gibi yollara başvurmasıdır. Bu gibi durumlarda mağdur olan eş boşanma davasının haricinde veya boşanma davasının eki olarak açacağı mal rejimi tasfiyesi davasında ihtiyati tedbir kararı almalıdır. Burada konusunda yetkin bir boşanma avukatı, geriye dönük olarak tüm malların ve banka birikimlerinin, mevcut diğer gelirlerin dökümünün Mahkemeye getirilmesini sağlamakta ve paylaşımda bunların hepsinin hesap edilmesinin sağlanmasında önemli bir etkendir.

2002 yılında değişen Türk Medeni Kanununa göre; eşler farklı bir mal rejimi belirlememişlerse, evlilik birliği içinde edinilen mallarda eşlerin eşit hakları bulunmaktadır. Ancak mallar 2002 yılı öncesinde edinilmişse, eşlerden hangisinin üzerine o mal kayıtlı ise, o mal o eşin sayılır. Eğer diğer eş bu malın edinilmesinde herhangi bir katkısı olduğunu iddia ediyorsa, hakkını alabilmek için mutlaka bu katkısını ispatlamak durumundadır. Katkısını ispatlayamadığı takdirde söz konusu mal için hiçbir hak alamayacaktır.

Tekrar belirtmek gerekir ki, boşanma sürecine girildiğinde ortak mallar veya edinilmiş mallar üzerinde ilgili eşin bu malları kaçırmaması için Mahkeme aracılığıyla tedbir şerhi koyulmalıdır. Fakat mal devredilmiş ve elden çıkarılmışsa Mahkeme aşamasında yine bu malların varlığının ispat edilerek, paylaşımda esas alınması mümkündür.

İddet süresi –Kadın için bekleme süresi- nedir?

Türk Medeni Kanunu’na göre, yeni bir evlilik yapabilmek için öncelikle var olan evliliğin yasal ve kesin olarak sonlanmış olması gerekmektedir. Kanunda kadınlar için bu konuda “Bekleme süresi” şeklinde bir şart daha bulunmaktadır. İddet süresi olarak da bilinen bekleme süresi, Türk Medeni Kanunu’nun 132. maddesi ile belirlenmiştir. Bu maddeye göre kadının yeniden evlenebilmesi için evliliğin sona erme tarihinden başlayarak 300 gün geçmesi gerekmektedir. Bu kural boşanan kadının önceki eşinden hamile olması olasılığı düşünülerek konulmuştur. Herhangi bir nesep/soybağı karışıklığını önlemek adına yasa koyucu, kadın için 300 günlük bekleme süresi öngörmüştür.

İddet süresi hangi koşullarda sona erer?

Türk Medeni Kanununun 132. maddesine göre iddet süresi; Doğumla kendiliğinden, Kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının tespitiyle veya Evliliği sona eren eşlerin yeniden birbirleriyle evlenmek istemeleri hallerinde Mahkeme kararı ile bu 300 günlük süre kalkar.

300 gün dolmadan yeni bir evlilik yapacak olan kadının Aile Mahkemesinden iddet süresinin kaldırılmasını talep etmesi gerekir. Bunun için de kadının önceki evliliğinden hamile olmadığını doktor raporu ile kanıtlaması gerekir.

Türk Medeni Kanunu’na göre bekleme/iddet süresini yukarıda sıralanan koşullarla doldurmadan ya da kaldırtmadan kadının yeniden evlenmesi mümkün değildir. Kadının bu süre dolmadan ya da kaldırılmadan evlenmiş olması durumunda bu evliliğin geçersizliği söz konusu olabilecektir. Bu tür bir durumla karşılaşmamak için yeni bir evlilik yapmadan önce ya iddet süresinin dolması beklenmeli ya da Mahkeme yoluyla bu sürenin kaldırılması sağlanmalıdır.

İddet süresi nasıl kaldırılır?

4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 4. maddesine göre, kadının iddet süresinin kaldırılması davasında görevli olan mahkeme Aile Mahkemesidir. İddet süresinin kaldırılmasını talep eden kadın ikamet ettiği yerdeki Aile Mahkemesine başvurabilir. Yeni bir evlilik yapmak isteyen kadın, iddet süresinin kaldırılmasına dair davayı kendisi de açabilir, avukata vekalet verip avukat aracılığıyla da açabilir. Bu dava için dilekçe ve boşanma ilamını da dilekçeye eklemek gereklidir. Bu şekilde hazırlanan dosya, kadının yaşadığı yerdeki Aile Mahkemesi tevzi bürosuna sunulur, gerekli harç ve masraflar ödenir. Böylelikle iddet süresinin kaldırılması davası açılmış olur. Bundan sonra, kadının önceki eşinden gebe olup olmadığının belirlenmesi için mahkeme kadını hastaneye sevk eder ve rapor ister. Kadının hamile olmadığı raporla belgelendiğinde ise mahkeme bekleme süresinin kaldırılmasına karar verir.

Kadın eğer boşandığı eşiyle yeniden evlenmek istiyorsa Türk Medeni Kanunu’nun 132. maddesine göre taraflar birlikte Aile Mahkemesine başvuru yapar. Bu şekilde kadının iddet süresi kaldırılmış olur. İddet süresinin kaldırılması davası, boşanma davasına göre daha kolay olmakla birlikte, yine de mahkemelerin iş yoğunluğu, rapor alınması zorunluluğu, evrakların eksiksiz bir şekilde mahkemeye sunulması gibi durumlar süreci etkilemektedir.

Velayet davası

Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesinin 12. maddesi ile Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi, iç hukuk tarafından yeterli idrake ve görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip çocuklara kendilerini ilgilendiren davalarda görüşlerini serbestçe ifade etme olanağı tanınması ve görüşlerine gereken önemin verilmesi gerektiğini belirtmektedir. Ancak bazı durumlarda çocukların üstün yararı için onların görüşlerinin aksine karar verilmesi de mümkün olabilmektedir.

Boşanma davalarına ek veya ayrı olarak olarak görülen velayet davalarında, mahkeme kanalıyla çocukların yararları hususunda ayrıntılı araştırmalar yapılır ve uzmanlar tarafından raporlar düzenlenir. Uzmanlar tarafından yapılacak araştırma ve raporla annenin veya babanın hangisinin; çocuğun psikolojik ve fiziksel gelişiminin düzgün sağlanabileceği ve devam ettirilebileceği bir ortam oluşturup oluşturmadığı, eğitiminin kimin yanında daha iyi koşullarda sağlanabileceği, çocuğun doğumundan itibaren kimin yanında olduğu, bakımı ve gözetimi ile ilgili olarak hangi tarafın maddi ve manevi olarak daha güçlü olduğu, duygusal gereksinimlerini kimin daha iyi karşılayabileceği gibi hususlarda araştırmalar yapılır. Ayrıca çocuk ile arasında hangi tarafın daha kuvvetli bir bağının olduğu da aynı şekilde araştırılır ve çocuğun üstün yararı ilkesi doğrultusunda tüm deliller toplanarak karar verilir.

Çocuğun velayeti hangi durumlarda babaya verilir?

Mahkemede çocuğun velayetinin anneye mi, yoksa babaya mı verileceği hususunda çocuğun üstün menfaati göz önünde bulundurulmaktadır. Bu bakımdan çocukların kime verileceği konusunda genel geçer bir kural yoktur; her somut olay kendi şartları içinde değerlendirilir. Örneğin, Mahkeme kanalıyla yapılan araştırmalar ve uzman rapor sonuçlarına göre, çocuğun menfaatleri velayetin babaya verilmesini gerektiriyorsa velayet babaya verilmektedir. Ancak genel olarak küçük yaştaki çocukların veya bebeklerin anne bakımına ve şefkatine ihtiyaç duyması, velayetlerin anneye verilmesinde etkendir. Eğer küçük yaştaki çocuğun sağlığını ve psikolojisini olumsuz etkileyecek olağan dışı sorunlar söz konusu ise küçük yaştaki çocukların veya bebeklerin velayeti babaya verilebilecektir.

Velayet değiştirilmesi davası

Velayet davalarında karar verilirken, o dönemki ve gelecekteki muhtemel koşullara göre çocukların üstün menfaatleri göz önünde bulundurulmaktadır. Velayete ilişkin olarak alınan karar; eğer şartlar değişirse yeni bir dava ile kaldırılır ve değiştirilir. Bir velayet kararında değişiklik olabilmesi için velayeti almış olan tarafın durumunda ciddi bir değişiklik olmuş olması gerekmektedir. Velayet değiştirme davası açacak olan tarafın da bu değişikliğin çocuğun aleyhine olacağını kanıtlaması gerekmektedir. Velayet değiştirme davası karşı tarafın istediği herhangi bir zamanda açılabilir.

Boşanmada maddi ve manevi tazminat

Boşanma durumunda eşlerden birinin maddi ve manevi tazminat talebinin kabul edilmesi için tamamen kusursuz ya da diğer eşten daha az kusurlu olması gerekir. Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesinde “Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.” denilmiştir.

Bu maddeden görüleceği üzere tazminat talebinin Mahkemede kabul görmesi için kişi hem kendi kusursuzluğunu hem de karşı tarafın kusurlu hareketlerini ispat etmek zorundadır. Bu ispat sürecinde de boşanma konusunda uzman avukatların rolü çok büyüktür.

Maddi ve manevi tazminat kısaca, boşanma sebebiyle oluşan maddi ve psikolojik zararın karşılanması amacını taşımaktadır.

Boşanma davasında nasıl tazminat talep edilir?

Boşanma durumunda eşlerden birinin tazminat alabilmesi için kanunun aradığı kusur koşullarının varlığı gerekir. Maddi ve manevi tazminat talepleri boşanma davaları açılırken dilekçede boşanmaya ek olarak talep edilir. Avukatlar genellikle boşanma dilekçesine tazminat talebini, gerekçelerini ve dayanağı delilleri de eklemektedir.

Boşanma davasında tazminat miktarı nasıl belirlenir?

Boşanma davalarında maddi ve manevi tazminat tutarının belirlenmesindeki en önemli unsur; tazminat talep eden kişinin kusursuz ya da diğerinden daha az kusurlu olmasının yanında tazminatı ödeyecek eşin ekonomik durumudur. Bu sebeple Aile mahkemelerinde sosyal ve ekonomik durum araştırması yapılır. Tazminata mahkum edilen kişi, bu tazminatı karşılayabilecek maddi güçte olmalıdır. Yine bununla birlikte, tazminat talep eden tarafın yaşadığı mağduriyetin derecesi de tazminat miktarının belirlenmesinde önemlidir. Fakat yeri gelmişken belirtmek gerekir ki; Türk Hukuku’nda tazminatla zenginleşmeme kuralı vardır. Bu bağlamda kişinin yaşadığı mağduriyet, karşı tarafın ödeme gücü, manevi tazminat ile zenginleşmeme gibi etkenlerin hepsi göz önünde bulundurularak tazminat talebi hakkında bir karar verilir.

Boşanma davası nasıl düşer?

Boşanma davaları da diğer tüm davalar gibi tarafların davayı takip etmemesi, duruşmalara katılmaması ya da açılan davadan vazgeçmeleri veya feragat etmeleri durumlarında mümkün olabilmektedir.

Boşanma davasında hangi tedbirler alınabilir?

Boşanma davası sürerken, yani yargılama sırasında, eşlerin barınması, geçimi, mallarının yönetimi, çocukların bakımı ve korunması için geçici tedbirler alınır. Bu konularda eşler veya avukatları talepte bulunmasa bile Aile Hakimi bunu kendiliğinden göz önünde tutmakla görevli ve yetkilidir. Bu amaçla da sosyal ve ekonomik araştırmalar yaptırılır, eşler ve çocuklar gerekiyorsa koruma altına alınır.

Boşanma davası açma masrafları

Boşanma davası açılırken mahkeme gider avansı ile birlikte başvurma harcı ve peşin harç yatırılır. 2019 yılında başvurma harcı 44,40 TL; peşin harç ise yine 44,40 TL olarak belirlenmiştir. Mahkeme gider avansı ise 200 TL civarında olmaktadır. Bunlar başlangıçta ödenen giderlerdir. Yargılama aşamasında bilirkişi ücreti, keşif ücreti, tebligat ve posta giderleri gibi tekrar masraflar çıkabilmektedir.

Boşanma davasında Avukat ücreti

Boşanma davasında avukat ücretleri her somut davanın durumuna ve tarafların birbirlerinden olan taleplerine göre değişmektedir.

Bununla birlikte Avukatlık hizmetinde alınacak en az ücreti gösteren çizelge İstanbul Barosuna kayıtlı Avukatlar için “Avukat-Vekil Eden Arasındaki En Az Ücret Çizelgesinde” belirlenmiştir.

Benzer Yazılar